444 0 769

Oral Diagnoz ve Radyoloji

Radyoloji veya radyodiagnostik, hastalıkların tanısı için yıllardır hizmet veren bir tıp ve dişhekimliği alanıdır.
 
Yirmi yıl öncesine kadar sadece röntgen cihazlarıyla verilebilen bu hizmet, bilgisayar teknolojisindeki hızlı gelişmeler sayesinde artık çok çeşitli ve gelişmiş aletler kullanılarak gerçekleştirilmektedir. 
 
Çağdaş radyoloji teknikleri – dijital intra ve ekstra oral radyografi, bilgisayarlı tomografi, dental volumetrik tomografi vb. – sayesinde dişhekimliği pek çok avantaj sağlamıştır. 
 
Ağız içi görüntüleme sistemleri ile özellikle sert dokulara sahip olan çene kemiği ve diş rahatsızlıklarının teşhis ve tedavilerini kolaylaştırmakta ve hekimlere yardımcı olmaktadır. Son teknolojik gelişmelerle birlikte en sık kullanılan ağız içi görüntüleme sistemleri; “Ağız İçi Kamera” , “Panoramik Röntgen” , “Periapikal Röntgen” , “Dijital Röntgen” , “Bilgisayarlı Tomografi”. 
 
Ağız İçi Kamera: Ağız içi muayenede kullanılan kamera ile; diş çürüklerinden, dolgulara, köprü ve kuronlara kadar tüm dişler detaylı olarak hasta ve hekim tarafından görülebilmektedir. Hasta ve hekimin ekran aracılığı ile gördüğü sistem sayesinde dişler tüm detayları ile incelenerek teşhis ve tedavi yapılmaktadır.  Panoramik Röntgen: Panoramik röntgen ile dişlerin tamamının görüntülenmesi sağlanır. İmplantlar, gömülü dişler, küÇük kistler..v.b. işlemlerin uygulanabilmesi amacıyla kullanılan bir görüntüleme işlemidir.
 
Periapikal Röntgen: Periapikal Röntgen ile panoramik röntgenlerde teşhis edilen ve detaylı görüntüleme gerektiren ağız içi rahatsızlıkları için kullanılan görüntüleme yöntemidir. Birbirine yakın olan dişler ve bu dişlerin kemik dokularının görüntülendiği ağı içi görüntüleme sistemidir. 
 
Bilgisayarlı Tomografi (BT, CT): Bilgisayarlı Tomografi ile diğer görüntüleme teknikleri ile tespit edilemeyen ağız içi ve dışındaki rahatsızlıklar üç boyutlu olarak görüntülenir. Ağız tümörleri, kistleri ve Çok sayıda implant uygulaması yapılacak hastalarda kullanılan bu teknik ile ağızda enine kesitler alınır. Bu sayede dişlerin Çevre dokularla ile olan bağlantıları da 3 düzlemde incelenebilmektedir.

Rontgen Neden ve Ne Kadar Zamandır Diş Hekimliği Hizmetindedir?
Diş hekimliğinde radyoloji muayene sırasında tanı  koymak amacıyla 1896 yılından beri kullanılan geçerli bir yöntemdir. Radyografi daima klinik muayenenin yardımcısıdır. Radyografide dokuların görüntüsünün patolojik olup olmadığını anlamak için, önce normal dokuların radyografik görünüşlerini iyice bilmek gerekir. Radyoloji bilimi; görüntü kalitesinin arttırılması ve hastaya ulaşan radyasyon dozunun azaltılması amacıyla sürekli gelişim göstermektedir. Gelişen radyografik teknolojiyle birlikte konvansiyonel radyografi, yerini bilgisayarların kullanıldığı dijital radyografiye (DR) bırakmaktadır. Diş hekimleri bilgisayarları yıllardır iş bağlantıları ve hasta kayıtları için kullanırken, günümüzde tanı ve tedavi amacıyla da kullanmaya başlamışlardır.
Radyoloji Nedir?
Radyoloji: Radyan enerjinin ve radyoaktif maddelerin tıpta tanı ve tedavi alanında kullanımını inceleyen bilim dalıdır. Tanımdan da anlaşıldığı gibi radyoloji tanı ve tedavi ile ilgili iki kısma ayrılır. Bunlar diagnostik radyoloji ve radyoterapidir.
Dişhekimliğinde Kullanılan Radyografi Teknikleri Nelerdir?
Dişhekimliğinde kullanılan  radyografi tekniklerini iki başlık altında inceleyebiliriz.
  1. İntraoral  (Ağız İçi) Radyografi Teknikleri 
  2. Ekstraoral (Ağız Dışı) Radyografi Teknikleri
İntraoral Radyografi  Teknikleri
İntraoral radyografi dental  radyografinin temel taşıdır. Bu tekniklerde röntgen filmi ağız içerisinde, ışın  kaynağı ağız dışındadır. Ağız içi radyografiler üç gruba ayrılır.
  1. Periapikal  radyografi teknikleri
       a)Açıortay  tekniği
       b)Paralel teknik 
  2. Bite-Wing  radyografi tekniği 
  3. Okluzal radyografi  tekniği
Periapikal Radyografi Teknikleri
Periapikal radyografide iki teknik kullanılır. Bunlar  açıortay tekniği ve paralel çekim teknikleridir.
Açıortay Çekim Tekniği
İncelenecek bölgeye bağlı  olarak röntgen başlığına çeşitli açılar verilerek yapılan bir radyografi  tekniğidir. Bu teknikte hastanın başının ve röntgen başlığının uygun pozisyonda  olması çok önemlidir. Hastanın başı okluzal düzlem yere paralel olacak şekilde ayarlanması gerekir.
Açıortay Tekniğinin Dezanvantajları
1- Maksiller –üst çene- molar bölgeden açıortay tekniği  ile alınan radyogramlarda bazen zigomatik arkın görüntüsü molar dişlerin kökleri üzerine açıklığı yukarı doğru bakan yarım ay şeklinde süperpoze olur.  Dolayısıyla bu dişlerin kökleri tam olarak tetkik edilemez.
2- Açıortay tekniğinin bir diğer dezavantajı da bu  teknikte kısa kon kullanılmasıdır. Gerçekte bu teknikteki ışınlar paralel ışınlar değildir. Işınların bir kısmı dişten eğik olarak geçmektedir. Bunun  sonucu olarak distorsiyonlar görülecektir. Dişin kron/kök oranı değişir.  Radyogramda kron kısa kök uzun görülebilir.
Paralel Çekim Tekniği
Bu teknikle asıl amaç dişlerin ve destek dokularının  gerçeğe en yakın görüntülerini elde etmektir. Bu teknikle uygulanan ana  prensipleri şu şekilde sıralamak  mümkündür;  
  1. Obje ve film  birbirine paralel olmalı, 
  2. Işınlar film ve  objeye dik olarak gönderilmeli, 
  3. Fokalspot-obje arası  mesafe fazla olmalı,
  4. Obje-film mesafesi  mümkün olduğunca kısa tutulmalı,
Bu teknikte en sık karşılaşılan güçlük, üst çenede damak yüksekliğinin,  alt çenede lingual derinliğin yetersizliği nedeniyle dişlerin apekslerinin görüntüsü bazen tam olarak elde edilmemesidir, özellikle çocuklarda bu duruma  daha sık rastlanır.
Paralel çekim tekniğinde dişin kendi büyüklüğüne çok  yakın büyüklükte görüntüsü elde edilir. Ayrıca kron/kök oranı da yine gerçek görüntüye yakın bir oran verir. Görüntü büyümesi ve yan gölge alanları önlenir.
 
Bite-Wing Radyografi  (Isırma Radyografisi)
Bu radyografide özel olarak hazırlanmış filmler  kullanılır.Bu filmlerin hassas tarafının ortasında bir kanat bulunur. Film ağza yerleştirilip hastaya bu kanadı ısırması söylenir. Böylece hem maksilla hem de  mandibuladaki dişlerin özellikle kronları bu şekilde elde edilen bir  radyogramda
Bite-wing radyografilerinde -İnterproksimal çürükler
-Pulpa odasının büyüklüğünü -İnterdental septumun durumu
-Taşkın dolguları
-Dişlerin kontak noktaları
-Kökün ortasına kadar kök kanalı
-Bazen dişlerin furkasyon bölgelerini  inceleyebiliriz.
Yedi bite-wing filmle seri radyografi yapılabilir.  Özellikle periyodik olarak yapılan çürük kontrollerinde tavsiye edilir.Kalabalık halk gruplarının taranmasında çok faydalıdır.Hem daha ekonomik  hem daha az zaman alır ve hem de hasta ve hekim daha az ışın almış olur. Ancak  bu filmlerin en büyük dezavantajları dişlerin köklerini ve özellikle apekslerini bu radyogramda değerlendirme imkanımızın olmamasıdır.
 
Okluzal Radyografi
Bu teknik diğer intraoral radyografi tekniklerinden  farklıdır. Okluzal radyografide film dişlerin okluzal yüzeyleriyle temas edecek şekilde ağız içerisine yerleştirilir.
 
Okluzal Radyografilerde
  1. Patolojilerin  bukko-lingual veya bukko-palatinal genişliklerini
  2. Yabancı cisimleri 
  3. Maksilla veya  mandibulada oluşan kırıkları
  4. Gömülü  dişlerin lokalizasyonlarını -Tükrük bezi taşlarını saptayabiliriz.
Okluzal filmler bazen ekstra oral film olarak da  kullanılabilir. Özellikle mandibulada ön bölge muayene edilecekse bu film mandibula altına konur ve ışın yaklaşık 75 derecelik bir açı ile verilirse bu  bölgenin grafisi alınmış olur. Okluzal filmlerle burun kemiklerinin grafisi de  alınır.
Ekstra Oral Radyografi Teknikleri Nelerdir?
İntraoral radyogramlarda dişler ve  çevre  dokuları incelenir. Fakat çenelerdeki daha büyük lezyonları bu radyografiler ile tam olarak inceleme imkanımız yoktur. Bunlar ancak ekstraoral radyogramlarda incelenebilir. Ekstraoral tekniklerde film ağız dışındadır.
Temel ekstra oral radyografi teknikleri
  • Lateral Çene Radyografileri
  • Lateral Maksiller Sinüs Radyografisi
  • Lateral Kafa Radyografisi
  • Postero-anterior kafa radyografisi
  • Postero-anterior mandibula  radyografisi
  • Posteroanterior maksiller sinüs radyografisi (Waters" projeksiyon)
  • Postero-anterior frontal  sinus radyografisi
  • Bregma-mentum radyografisi
  • Submento-Werteks(infero-süperior zigomatik ark) radyografisi
Panoromik Radyografi Nedir ?
Panoromik radyagrafi tüm dişleri ve çeneleri, göz çukurunun 1/3 üst   kısmına kadar maksiller bölgeyi, maksiller sinusleri, mandibulayı ve temporo mandibuler eklemi bir arada gösteren tekniktir.
 
Dental arkların tümünü tek bir film üzerinde gösterme fikri 1904 yılında Bouchacourt tarafından ortaya atılmıştır. Bouchacourt x-ışını kaynağını ağız içerisinden vererek arkların görüntüsünü ağız dışında bulunan bir filme kaydetmeyi düşünmüştür. Daha sonra 1949da Finlandiyalı Prof.Dr.Yrjo V.   Paatero"nun çalışmalaryla panoramik radyografi tekniği gelişmiştir. Panoromik cihazların çalışması tomografi prensibine dayanır. Ancak panografi tekniği klasik röntgen işlemlerine benzer. Panografi tekniğinde   ışın kaynağı, obje ve film sabittir. Panoramik radyografi tomografi   prensibine dayanır.
 
Diş hekimliğinde tek rotasyon merkezli (örneğin rotograph), iki rotasyon merkezli (örneğin panorex), üç rotasyon merkezli (örneğin orthopantomograph) ve devamlı rotasyon merkezli (Örneğin GE- Panelips) cihazları vardır.
Sefalometrik Radyografi Nedir?
Bu teknik ortodontik analizler için kullanılır. Radyogramda baş ve yüz görünümünün gerçek boyutlara çok yakın olması gerekir. Bunun için ışın kaynağı objeden uzaklaştırılır. Bu koşullar gerçekleştirildiği takdirde minimum deformasyonlar ile gerçeğe yakın bir görüntü elde edilir.
Sialografi (Tükrük Bezlerinin Radyografisi) nedir?
Bir tükrük bezinin, kanalının içine bir radyopak madde enjekte edilmesinden sonra radyografilerle tetkikidir. Radyopak madde iyodlu yağdır. Memleketimizde parotis sialografisi için ekseriya Lipiodok ultra fluid kullanılmaktadır.
Digital Radyografi Nedir ?
X-ışınlarının keşfinden sonra, imaj reseptörü olarak uzun  yıllar röntgen filmi kullanıldı. Son yıllarda bilgisayar teknolojisindeki ilerlemelere  bağlı olarak radyolojik görüntülerin oluşturulması, büyük oranda bilgisayar  yardımıyla dijital(sayısal) olarak gerçekleştirilmektedir.
 
Diş hekimliğinde klasik radyografi uygulamaları günümüzde  önemini korumakla birlikte, dijital radyografinin sağladığı avantajlar sonucunda diş hekimlerinin dijital radyografiye olan ilgisi artmaktadır.
 
Klasik tekniklerde kullanılan röntgen filminde görüntünün  oluşturulması için kısmen yüksek dozda radyasyon gerekir. Dijital reseptörler  çok hassas olduğu için hastanın aldığı radyasyon miktarı önemli oranda azalır.
 
Klasik tekniklerde kullanılan röntgen filmi, bazı  kimyasal solüsyonlarla banyo işlemine tabi tutularak görüntü elde edilir. Bu  durum zaman kaybı ve çevre kirliliğine  neden olur.
 
Dijital teknolojide görüntünün elde edilmesi için  karanlık oda ve banyo işlemlerine ihtiyaç duyulmaz.
 
Klasik tekniklerle film üzerinde elde edilen görüntü  analog bir görüntüdür. Görüntü üzerinde değişiklik yapılamaz.
 
Dijital görüntülemede kontrast ve densitenin görsel  özelliklerinin ayarlanabildiği dinamik görüntü elde edilir. Görüntü renklendirilebilir, görüntü üzerinde bilgisayar yardımıyla her yönde ölçüm  yapılabilir.
 
Klasik tekniklerle elde edilen  radyogramların arşivlenmesi zordur.
 
Dijital radyolojide  hastalara ait bilgiler, görüntüler bilgisayar ortamında saklanmakta, hasta  tarafından taşınabilmekte ve görüntüler elektronik iletilerle nakledilmektedir.
 
Dijital imaj görüntüsü sağlayan cihazların farklı  firmalar tarfından üretilmesi ve çeşitliliğinin artması sonucunda, dijital  verilerin standardize edilmesi fikri ortaya atıldı.
 
Ayrıca üretici firmaların cihazlarını networka  tanıtmaları, bilgileri gönderme ve alma için de standartlar geliştirilmiştir.  Bu cihazlar DİCOM uyumlu cihazlar olarak bilinir.
 
Bilgisayar destekli tanı programları sayesinde görüntüler  daha iyi yorumlanmakta ve doğru tanıya daha kolay varılmaktadır. Bu programlarda bazı noktalara dikkat çekilmekte, görüntü üzerinde renk ve  kontrast değişiklikleri, substraksiyon gibi değişik yöntemlerle normalden  farklı densiteye sahip yapılar gösterilmektedir.
 
Dijital radyografide görüntü dedektörler tarafından  algılanıp oluşturulur. Bu işlem direk veya indirek şekilde olur.
 
Direk dijital radyografide objeyi geçen x-ışınları elektromanyetik  enerjiye hassas olan dedektörler tarafından alınarak bilgisayar ortamında  görüntüye dönüştürülür.
 
İndirek dijital radyografide x-ışınları farklı içerikli  fosfor plakları veya sintilatör ekranlar tarafından ışık fotonlarına çevrilir.  Daha sonra ışık fotonları dedektörler tarafından algılanıp görüntüye  dönüştürülür.
Dijital radyografi üniteleri dört ana birimden oluşur.  Bunlar; -X-ışını kaynağı
  - İmaj  reseptörleri
  - Görüntü işleme ve depolama ünitesi
  - Monitör
   
Diş hekimliğinde klasik radyografi önemini korumakla  birlikte hekimlerin dijital radyografiye olan ilgisi de hızla artmaktadır.
İlk dijital görüntüleme sistemi olan RVG 1984 yılında  kullanılmaya başlanmıştır. Dijital radyografide röntgen filmi yerine sensör kullanılır.
Sensörün içerisinde imaj reseptörü bulunur. Reseptör  olarak, sensör sistemleri(charge Coupled Devices=CCD,  Complementary-Metal-Oxyde-
 
Semiconductor with  Active Pixel Sensor=CMOS/APS) veya görüntü plakları
 
(Photostimulable  Phosphor Luminesance=PSPL) kullanılır.
 
CCD iki boyutlu aktif alan ile saf silisyumun bir  çipinden oluşur. Bu sistemlerin tamamında doğrudan biligisyara bağlı intraoral sensörler vardır.
CMOS/APS sensörlerin maliyeti CCD sensörlerinden daha düşüktür,daha iyi imaj resolüsyonu oluşturur ve daha uzun ömürlüdür. Bu iki tip dış görünüşleri açısından benzer olup ayırt edilemez.
PSPL sistemlerinde çoğunlukla baryum florohalit bulunur. Bu sensörler kablosuzdurlar. Okuma işleminin tamamlanması ve görüntülenmesi için yaklaşık 25 saniyeye ihtiyaç vardır. Bu plakların resolusyonu daha yüksek olduğundan tanısal kapasitesi daha yüksektir.
Digital Rontgenin Avantajları Nedir?
  1. Sensör x-ışınlarına daha hassas olduğundan ışınlama süresi klasik sistemlere göre daha düşüktür. Böylelikle radyasyon miktarında %90 azalma sağlanmıştır.
  2. Görüntü ışınlamadan çok kısa süre sonra ekran üzerinde oluşur.
  3. Film banyosuna ihtiyaç yoktur.
  4. Tanıya yardımcı olmak için görüntü ekranda büyütülebilir.
  5. Ekranda ölçümler yapılabilir.
  6. Görüntü üzerinde renk ayarlamaları yapılabilir. Kontrast farklılıkları belirgin hale getirilebilir.
  7. Işınlama hatalarından kaynaklanan tekrarlar daha azdır.
  8. Görüntü yazıcı yardımıyla kağıda aktarılabilir.
  9. Görüntü indekslenir ve depolanır.
  10. Klinikler arası görüntü transferi yapılabilir! .
Digital Rontgenin Dezavantajları Nelerdir?
  1. Baskı kalitesi ekran kalitesinden daha kötüdür.
  2. Bazı CCD’lerin ömürleri kısadır.
  3. Sensörlerin bazıları sert olduğundan, bazı anatomik bölgelerde zorluk yaşanır.
  4. Bazı sistemlerin sensör boyutları küçüktür.
  5. Kablolu sistemlerde bazen radyografide zorluk yaşanabilir.
  6. Daha pahalıdır.
  7. Adli vakalarda dikkatli olmak gerekir.
  8. Çapraz enfeksiyon kontrolü problem olabilir, bazı CCD sensörleri steril edilemez, kontaminasyondan kaçınmak gerekir.
  9. Farklı tipte sistem ve sensörlerin birbirleriyle çalışabilmesini sağlamak amacıyla bir standart getirilmeye çalışılmaktadır.
Bilgisayarlı Tomografi(Computed Tomography) Nedir?
Bilgisayarlı tomografi, X-ışınlarının keşfinden günümüze kadar geçen zaman içerisinde, radyolojideki en önemli gelişme olarak kabul edilir.
 
Bilgisayarlı tomografi veya bilgisayar destekli tomografi, ilk kez 1972 yılında Godfrey Hounsfield tarafından tanıtıldı.
 
Kullanılan radyasyon X-ışınıdır. Tüpten çıkan ışın, incelenecek kesit kalınlığı kadar kolime edilir. Kesit kalınlığı 1,5-12 mm arasında değişir.
 
Kolime edilmiş dar bir şerit şeklinde organizmayı geçen X-ışınlarının attenuasyonları(zayıflama) dedektörlerce saptanarak bilgisayara gönderilir.
 
Bilgisayarda işlenen bu verilerle incelenen kesit, bir resim şeklinde oluşturulur.
 
Yöntemin kontrast çözümleme gücü röntgenden yüksektir. Röntgende aynı yumuşak doku yoğunluğunda görülen ödem, hematom gibi lezyonlar
 
BT ile birbirinden ayrılır ve yoğunlukları ölçülebilir. Temel kullanım alanları yer kaplayan lezyonların saptanması olan bir transmisyon tomografi yöntemidir. İntravasküler kontrast madde vererek dinamik çalışma yapıldığında, akım incelenebilir.
 
Bu teknikte kesit alınması nedeniyle doku ve organların birbiri üzerine süperpoze olmaları sözkonusu değildir. Röntgen tüpü ve dedektörler her taramada, sabit duran hastanın çevresinde birbirine bağlı olarak döner.
 
Tomografi cihazında ‘gantri’ adı verilen bir kısım vardır. X-ışını tüpü ve dedektörler gantri içerisinde bulunur. Gantri ortasında ‘gantri açıklığı’ adı verilen bir boşluk bulunur. Gantrinin ön kısmında üzerinde hastanın uzandığı hareketli taşıyıcı masa vardır. Hasta bu masaya sırtüstü veya yüzükoyun pozisyonda yatırılır.
 
Bilgisayarlı tomografide oluşturulan üç boyutlu 3D görüntüler üzerinde dokuları genişlik-yükseklik-derinlik değerlendirmeleri yapılabilir. Elde edilen görüntüler farklı yönlere çevrilerek incelenebilir.
Bilgisayarlı Tomografinin Avantajları Nedir?
  1. Dokuların aksiyel kesitlerini veren bir yöntemdir.
  2. İncelenecek bölgedeki yüzeysel veya derin yapıların görüntülerini süperpozisyonsuz verir.
  3. Yumuşak doku görüntüsü saptanabilir.
  4. Klasik tomografiye göre daha net görüntüler sağlar.
  5. Lezyonların absorbsiyon değerlerini belirleyerek doku densitelerini saptamak mümkündür. Böylece dokunun veya tümörün içeriğinin sıvı, sellüler veya vasküler olduğu anlaşılabilir.
  6. Kemik hacmi yüksekliği hakkında bilgi verir.
  7. Görüntülerde sert ve yumuşak dokuları daha yüksek veya daha düşük kontrasta göre ayarlayarak ayrıntıları netleştirme imkanı verir.
  8. Bilgisayar yardımıyla yoğunluğun, iki nokta arasındaki mesafenin ölçülmesi mümkündür.
  9. İncelenecek alan ekranda büyütülebilir.
  10. Bilgisayarlı tomografiye rekonstrüksiyon sağlanabilir. Aksiyel projeksiyonda alınan kesitlerin verileri bilgisayarda sagital, koronal veya oblik planlarda görüntü şekline getirilebilir.
  11. Digital  görüntüler  kolaylıkla  bilgisayar  ortamında saklanmakta,  hasta tarafından taşınabilmekte ve görüntüler elektronik iletilerle nakledilebilmektedir. Görüntüler röntgen departmanlarından farklı merkezlere gönderilebilir. Bu şekilde konsültasyon imkanı sağlanır.
Bilgisayarlı Tomografinin Dezavantajları Nedir ?
  1. Pahalıdır. Her merkezde bulunmaz.
  2. Kesitlerden daha uzakta bulunan lezyonlar atlanabilir.
  3. Metalik yabancı cisimler artefakt oluşturabilir.
  4. Aynı bölgeden çok sayıda kesit ve görüntü alınması nedeniyle alına radyasyon miktarı yüksektir.
Bilgisayarlı Tomografinin Dişhekimliğinde Kullanımı Nelerdir?
Bilgisayarlı tomografinin dişhekimliğindeki uygulamalarında, maksilla ve mandibuladan alınan kesit görüntüler bilgisayarda toplanır. Daha sonra bunlar ekmek dilimleri gibi üst üste konularak üç boyutlu ve bunlar üzerinde koronal planda panaromik reformat görüntüler oluşturulabilir.
 
Dental BT ile tümör, kist, enflamatuar hastalık, oroantral fistül, kırıklar gibib çene lezyonları ayrıntılı olarak değerlendirilebilir. Bu görüntülerle lezyonların yapısı, lezyonun kemik sinir ve diş kökleri ile komşulukları hakkında ayrıntılı bilgi sağlanır.
 
Dental BT yazılım programları sayesinde, dişlerin ve çenelerin farklı düzlemlerden görüntüleri alınabilir. Ayrıca sadece dentomaksillofasiyal incelemeler için üretilmiş BT cihazları vardır.
 
Maksillofasiyal bölgeden kesit görüntülerinin alınabildiği panaromik cihazlara benzer cihazlar da vardır. Bu cihazlarda hasta üç eksende hareket etme özelliğine sahip bir koltuğa oturtulur .
 
Bilgisayarlı tomografinin diş hekimliğinde kullanım alanı oıldukça geniştir.