444 0 769

Ağız içi Kanser Teşhis Kliniği

Çağımızın hastalığı kaserlerdir.Her zaman vurgulandığı gibi ‘kanserden değil geç kalmaktan kork’prensibi olunmalıdır.Erken teşhisin kanserlerde yaşam kurtardığı hiç bir zaman unutulmamalıdır.
 
Ağız içi kanserleri olarak tanımlayabileceğimiz kanser türleri erken teşhisi dikkatli bir gözle mümkündür, ayrıca kansere yol açabilecek olan ajanlardan uzak durulması iyi bir ağız hijyeni kanser riskini azaltığı bilinmektedir.
 
Dünyada ki tüm kanser vakalarının %5 ini oluşturan ağız içi kanserler her yıl ortalama 405 bin hastada tanımlanmaktadır. Ülkemizdeki durum da ağız içi kanserlerin 1996 dan sonra daha yaygın göründüğü gerçeğidir. Bu nedenle ağız sağlığı konusu ile ilgilen meslek gruplanının ağız kanserde önemli olan risk faktörlerini halka anlatmak, halkı eğitmek ve erken bulguları belirleyebilmek amacıyla hastalarında düzenli kontroller yapmalıdır. Oysa oral kanser riski yüksek olan bireylerin periyodik olarak kontrol edilmesinin ölüm oranlarında azalmaya neden olduğu da bilinmektedir.
 
Ağızda çıkan her yara muhakkaki kanser değildir ama bunların takibi yapılmalı ve kayıdı sağlanmalıdır. Bazı ağız içinde görülen lezyonlar kansere dönüşme riski vardır. Ağızda çıkan ve 3 hafta gibi geçmemiş yaralara şüphe ile yaklaşılıp gerekli testler yapılmalıdır. Çok sigara tüketen ve alkol kullanan ayrıca ağız temizliğine yeteri kadar önemsemeyen kişiler risk taşıdığını bilmesi gerekir. Son yıllarda özellikle Human Papilloma virüsün (HPV), ağız kanserine yol açabileceği bildirilmektedir.
 
Ağız kanserlerinin erken tanısında en önemli görev diş hekimlerine düşmektedir. 
 
Diş hekimleri, özellikle ağız kanseri gelişmesi açısından risk faktörleri bulunan hastalarda şikayet ne denli basit olursa olsun şüpheci olmalı, anamnez alımı ve muayenede çok dikkatli davranmalıdır.
 
Kanserin klinik belirtileri, sertleşme; inatçı ülserasyon; doku proliferasyonu ve destrüksiyonu; kırmızı ve beyaz varyasyonlar; mukazal hareketlilikde azalma;  etkilenen tarafta progresif büyüme veya genişleme; ağrı veya disestezi, parestezi  veya fonksiyon kaybı; ve servikal lenfodenopatiyi içerir.
 
Ağrı ana semptomlardan biri olsa da lezyonlar belirgin boyuta ulaştıklarında ortaya çıkar ve hastaların tıbbi yardım aradığı andır. 
 
Diş hekimleri, her zaman oral mukozayı dikkatli muayene etmelidir. Özellikle dilin  yanları ve ağız tabanı şüphe uyandırır. Oral kaviteyle birlikte, servikal lenf nödüllerini de muayene etmek gerekir. Çünkü bu bölgeye metastaz yapar. 
 
Gecikmiş kanserlerde, 5 yıllık yaşam süresi %10’lara kadar düşer. Diş hekimine düzenli aralıklarla gidilmesi ağız kanserlerinin erken dönemde yakalanması açısından çok önemlidir.