444 0 769

Diş Beyazlatma

Bleaching yani dişlerin ağartılması işlemi son yıllarda büyük gelişim göstermiştir ve yetkili diş hekimliği organizasyonlarında güvenilirliği kabul edilmiş bir tedavi yöntemidir. Diş beyazlatma dişin dış tabakalarındaki lekelenme ve renk bozukluklarını gidermek üzere yapılan işlemlerdir. Sigara kullanımı, aşırı çay kahve kullanımı, reflü, ilaç kullanımı gibi farklı sebepler diş renginin bozulmasına sebep olabilir. Sararma veya kararma olarak adlandırılan bu renk bozuklukları beyazlatma teknikleri ile giderilebilir.

Diş Beyazlatma Yöntemleri Nelerdir?
Diş beyazlatmak için 3 farklı yöntem mevcuttur.
 
1- Ev tipi beyazlatma
Bu yöntemde önce, hasta ağzından ölçü alınarak beyazlatma plakları hazırlanır. Hasta, evde bu plakların içine belirli miktarlarda beyazlatma jelini (%10-15 "lik karbamidperoksid) koyarak uygular ve tavsiye edilen süre boyunca bu plağı dişlerin üzerinde tutar (3-5 gün).
 
2- Ofis tipi beyazlatma
Klinikte, dişhekimi tarafından uygulanan diş beyazlatma yöntemidir. Zaman kısıtlaması olan hastalar için uygun bir yöntemdir. Çok daha kısa sürede etkin bir beyazlama sağlar.
 
3- İç beyazlatma
Kanal tedavisinden sonra renk değiştirmiş dişlere uygulanır. Diğer beyazlatma yöntemlerinden farkı;beyazlatma jelinin dişin iç yapısına uygulanmasıdır.
Beyazlatma - Bleaching in Dentistry - Nedir?
Renklenmiş dişlere kimyasal ajanlar uygulanması ile mine ve dentin dokusunun derinliklerindeki organik pigmentlerin okside edilerek diş renginin açılmasına “beyazlatma” ismi verilmektedir.
Sağlıklı Dişin Rengini Belirleyen Faktörler Nedir ?
     
  • Minenin Rengi
  • Normal mine mavi-beyaz, sarı, gri-beyaz tonlar  arasında değişen renk  farklılıkları  gösterir. Saydam mine ile örtülü dişler alttaki dentinin rengini  yansıtarak kahverengi-sarımsı, kalın opak  minesi olan dişler çoğu kez gri-beyaz görünür. 
  • Minenin Kalınlığı
  • Mine daha ince olan servikal üçlüde daha sarı,  kesici kenarda mavimsi  renkte görünür.  Yaşlanma, hem aşınma hem de muhtelif iyon ve moleküllerin  mineye infiltrasyonu sonucu dişin renginin  koyulaşmasına yol açar.
  • Dentinin Renk Tonu
  • Mine Saydamlığı    
  • Fizyolojik  yaşlanmayla oluşan sekonder dentin veya patolojik nedenlerle oluşan sklerotik  dentin, abrazyona bağlı olarak azalan mine kalınlığı, pulpa kalsifikasyonları  ve taşları, dentikeller dişin renginin koyulaşmasına yol açar.
    Renklenme  nedeninin doğru tanımlaması uygulanacak ağartma tedavisinin başarı oranını arttıracaktır.
Dişlerin Renklenme Nedenleri nelerdir ?

A-Dışsal renkleşmeler
B-İçsel renklenmeler

Dışsal Renklenme Nedenleri nelerdir

  • Oral Hijyen Bozukluğu Ve Plak Kaynaklı Renklenmeler
  • Ağız  hijyeninin iyi olmadığı durumlarda pelikül, bakteri plağı, materia alba ve tartar, yiyeceklerin yanı sıra  bazı kromojen bakterilerce de renklenebilir. Bu tür durumlarda portakal rengi renklenme gözlenir. 
  • Sigara Kaynaklı Renklenmeler
  •   Mine  yüzeyindeki renklenmelerdir. Sigara, puro, pipo gibi tütün ürünleri dişlerin lingual yüzeylerinde özellikle  servikal kısımlarında yeşilimsi kahverengi ile siyah arasında bir renklenmeye  neden olur.   
  • Yiyecek ve İçecek Maddeleri Kaynaklı Renklenmeler
  • Çay, kahve, şarap ve kola gibi içecekler içerdikleri gallik asit deriveleri ve tanin gibi renklendirici maddelerle  kahve-siyah renk tonlarında renklenmelere yol açarlar. Kırmızıbiber, safran gibi baharatlar, vişne, karadut dişlerde mor-siyah renklenmeye yol açarlar. 
  • Metalik Renklenmeler
Metal işi ile uğraşanlarda, bazı ilaçların alımına bağlı olarak ya da bazı restoratif materyallerin kullanımına bağlı olarak meydana gelebilir.
Bakır ve Nikel renklenmeleri bu iş kolunda çalışanlarda mavi-yeşil,  yeşil  olarak görülür.
Demir içeren ilaçların özellikle şurupların alınımına bağlı olarak  siyah, yeşil-siyah, potasyum permanganat içeren ilaçların kullanımına bağlı olarak ise siyah renklenmeler görülebilir. Bu son 2 tip renklenme genellikle ilaçların kullanımının kesilmesi ile ortadan kalkar.
Cıva ve gümüş renklenmesi amalgam dolguların uygulanması sonrasında iyonların dentin kanallarına nüfuzu ile meydana gelir. Bu tip boyanmaların uzaklaştırılmaları  oldukça zordur.
 
İçsel  Renklenme Nedenleri nelerdir ?
İç  Kaynaklı Renklenmeler derin iç lekeler ve mine defektlerinden kaynaklanır.
İç kaynaklı renklenmelerin sebepleri,
  • Flozisis
  • Hipoplazi
  • White Spot Lezyonları
  • Travma
  • Dental Materyaller
  • genetik bozukluklar,
  • ilaç kullanımı (özellikle tetrasiklin),
  • yüksek ateşle seyreden çocukluk hastalıkları,
  • endodontik tedavi sırasında yapılan hatalar
  • endodontik tedavide kullanılan ilaçlardır. Bulekelenmeler,
minede veya dentinde lokalize olabilir. Dişteki lekelenmeler, dişin bir bölümünü veya  tamamını etkileyebilir. İç kaynaklı renklenmelerin tedavisi, dış kaynaklı renklenmelere göre daha karmaşıktır.    
  • Florozis
  • Endemik  florozis, mine matris formasyonu ve kalsifikasyon sırasında aşırı miktarda  florür varlığı sebebiyle oluşur. Florozis, mine hipoplazisinin bir çeşididir. Koyu renklenmeler, hipoplazik minenin dış  etkenlerle karşılaşması sonucu oluşur. İçme suyundaki 0,7-1,2 ppm florür konsantrasyonu, florürün çürük önleyici etkisini maksimum seviyeye çıkarırken olası bir florozis ihtimalini de minimum seviyeye indirir.
    Renklenme genellikle çift taraflıdır ve her iki arkta, birden çok dişi etkiler. Florozis genellikle hafif, aralıklı beyaz noktalar, tebeşirimsi veya opak bölgeler, farklı derecelerde sarı veya kahverengi renklenmeler ve ciddi vakalarda minede  noktasal erozyonlar seklinde görülür.     
  • Hipoplazi
  • Mine matriksinin etkilenmesi sonucu meydana gelir (raşitizm, tetani...). Mine pürtüklü ve düzensizdir. Hipoplazi bölgelerindeki düzensizliklere yerleşen  pigmetler ile renklenme meydana gelir. Dişlerin gelişim döneminde geçirilen  yüksek ateşli enfeksiyon hastalıkları da bu hipoplaziye neden olabilmektedir. Yüzeysel ve hafif  renklenmeler beyazlatmaya çok iyi cevap verirler. Ağartılmaları 2-3 seansta  rahatlıkla sağlanabilir.     
  • White Spot  Lezyonları
  • White spot mine lezyonları, gelişimsel, kazanılmış veya her ikisinin kombinasyonu seklinde görülebilir. Gelişimsel lezyonlar, diş gelişiminin matriks  formasyonu veya kalsifikasyon safhalarında oluşan farklılıklardan kaynaklanır.  Ebatları, dağılımı ve penetrasyon derinliği değişir. Yüzeysel olanları asit  abrazyonuna iyi cevap vermektedir. Derin olanlarda veya dişin diğer  bölümlerinin de renginin arzu edilmediği durumlarda ağartmaya başvurulabilinir.     
  • Travma
  • İç kaynaklı renklenmeler, pulpal travma veya nekroz sonrası hemorajik ürünlerin dentin tübüllerinde birikimi sonucu da oluşabilir . Böyle oluşan renklenmeler önce pembe, daha sonra kırmızı-kahverengi’dir. Eğer pulpa nekroze olmamışsa bu  tür renklenmeler birkaç hafta içinde orijinal rengine döner. Eritrositlerin  hemolizi sonucu ortaya çıkan hemoglobin dekompoze olur (hemosiderin, hemin, hematin ve hematoin) ve demir (Fe) açığa çıkar. Nekroz sonucu açığa çıkan  hidrojen sülfürler ile demir birleşerek siyah renkli demir sülfür oluşur. Bu da dişin gri renge boyanmasına neden olur. Bütün bu reaksiyonlar dentin kanalları  içinde olduğundan dişin rengi bozulur.
    Parçalanan hemoglobinin derecesine göre dişin renginin derecesi değişir.
  • Dental Materyaller
  • Poliantibiyotik patlar, iyotlu solüsyonlar, cıva içerikli antiseptikler (merfan), amalgam içeren kanal patları, iyodoform patı gibi dental tedavide kullanılan materyaller dişlerde renklenmelere  neden olurlar. Ayrıca geçici dolgu maddelerinin bazıları da diş renklenmelerine neden olurlar. Bunların başında  çinko oksit ojenol gelir. Bu maddenin içindeki ojenol, dişlerin rengini değiştirebilen reçineli maddeler oluşturur. Çok az miktarda çinko oksit ojenolün  pulpa yan duvarlarında kalması dentinin boyanmasına neden olabilir.     
  • Onkorozis
  • Resesif geçen bir metabolizma bozukluğudur. Daimi dişlerde kahverengi renklenmeye neden olur .   
  • GENETİK  BOZUKLUKLAR
  •      
  • Konjenital  Eritropoetik Porfiria
  • Süt dişlerinin daha fazla etkilendiği, doğumsal bir metabolizma  bozukluğu olan ritropoetik porfiria’da  porfirin pigmentinin gelişen dentin içerisinde birikmesi sonucu kırmızı,  morumsu kahverengi veya kahverengimsi renklenmeler oluşabilir .     
  • Amelogenezis  İmperfekta
  • Klinik olarak kronlar düzensizlikler ve çukurcuklar gösterse de, genelde sarı, düz,  parlak ve sert yapıdadır. Hipokalsifik tipte mine normal kalınlıktadır; ancak  yumuşaktır.
    Radyografide  mine ve dentin benzer radyodensitidedir. Dişler sürdüğünde tebeşirimsi beyaz  görünümdedir, zamanla renk koyulaşır, sarı-kahve olur. Kronlar kısa sürede aşınır. Yüzeyde düzensizlikler,  çukurcuklar bulunabilir. Bu dişler  genellikle porselen – rezin laminate veneer veya ful kronlar gibi restoratif  yöntemlerle tedavi edilirler.     
  • Dentinogenezis  İmperfekta
  • Süt dişleri ve sürekli  dişlerde görülen dominant herediter diş anomalisidir.Dentin defektleri genetik  ya da çevresel etkilenmelerle ortaya çıkabilir. Tek basına olabileceği gibi bir  sistemik hastalıkla birlikte de görülebilir.     
  • Tetrasiklin Renklenmeleri
  • 1948 yılında tetrasiklinler ilk kullanılmaya başlandıktan sonra aradan geçen yıllarda bu ilaçları kullanan çocukların dişlerinde renklenmeler gözlenmeye  başlamıştır. Ancak renklenmenin nedeninin tetrasiklin derivelerine bağlı olduğu 1956 yılında açıklanmıştır. İlaçların dişler üzerindeki etkileri odontogenezis  sırasında ilaç etkileşimine bağlı olarak ortaya çıkar. Tetrasiklin renklenme  mekanizması tam olarak bilinmemektedir. Mineralizasyon safhasında  tetrasiklin  molekülünün, kalsiyumla  birlikte şelasyon sonucu hidroksiapatit kristallerinin yapısına girdiği  düşünülmektedir.Bir kısım tetrasiklinin minede birikmesine rağmen, tetrasiklin moleküllerinin  çoğunluğu dentinde birikir.Bunun sebebi dentin apatit kristallerinin mine  apatit kristallerine oranla daha geniş yüzeye sahip olmasıdır. Dişlerde oluşan  tetrasiklin renklenmesinin şiddeti doz, süre, verilme zamanı, verilen ilacın  tipine göre değişir. Anne karnında ki 4. aydan doğum sonrası 9. aya kadar alımı  sonucu anterior süt dişleri doğum sonrası 3 aydan 7 yaşına kadar tetrasiklin kullanımı sonucu anterior daimi dişler etkilenir. İlacın türüne göre ise,klortetrasiklin gri-kahverengi renklenme oluştururken,  dimetilklortetrasiklin sarı renklenme oluşturur.doksisiklin renklenmeye sebep olmaz. Oksitetrasiklin sarı renklenme oluşturur.
    Tetrasiklin  ise sarı renklenme oluşturur. Minosiklin ise tetrasiklin grubu antibiyotiklerin  sentetik bileşimidir, akne tedavisinde uzun süreli kullanımı yetişkin  bireylerde diş renklenmesine neden olmaktadır.pulpa odasında kaldığında dentin kanalları içine girerek renklenmeye neden olurlar.
Dişlerde Oluşan Beyazlamanın Mekanizması Nedir?
Dental ağartmada ağartıcı materyal, mine ve dentin organik matriksi boyunca difüze olur. Ağartıcı materyalin parçalanması sonucu oluşan serbest çiftleşmemiş elektronlar son derece elektrofiliktirler, stabil değildirler ve stabiliteyi elde etmek için diğer organik moleküllere hücum ederler. Daha sonra ise bu elektronlar diş minesindeki organik moleküllerin doymamış bağları ile reaksiyona girerek absorbsiyon enerjisinde bir değişikliğe yol açarlar ve de elektron çiftinin parçalanmasıyla sonuçlanırlar. Buna bağlı olarak ışığı daha az yansıtan basit moleküller oluşur ve daha başarılı bir ağartma sağlanır. Bu işlem, diş minesinde inorganik tuzlar arasında yerleşmiş olan organik materyaller ile okside ajan reaksiyona girdiği zaman oluşur. 
Devital (cansız ) Beyazlatma Yöntemleri Nelerdir?
Devital dişlerde %30 sodyum perborat ve %35 hidrojen peroksit solüsyonlarının tek başına veya birlikte kullanımıyla diş renginin açılmasına devital bleaching adı verilmektedir . Devital dişlerin beyazlatılması, tarihte ilk defa 1895 yılında Garetson tarafından chloride kullanımı ile başlamıştır. 1950"li yıllara kadar bilimsel olarak yapılmış bir çalışma yoktur.
Devital dişlerde beyazlatma tedavisinin ilk endikasyonu kanal tedavisi görmüş dişlerin renginin açılmasıdır. Renklenme, travma sonucu oluşan kanamanın dentine penetre olması, kanal tedavisi sonrası pulpa asında bırakılan pulpanın yıkımından veya kanal tedavisinde kullanılan siman ve restoratif materyalden kaynaklanabilir. 
Devital (cansız ) Beyazlatmanın Yan Etkileri Ve Prognozu Nedir?
Beyazlatma işlemi uygulan kök kanal tedavili dişlerde prognozu  etkileyen faktörler kesin olarak belirtilmemiştir. Bununla beraber kök kanal ilaçları ve dolgu maddelerinin yaptığı renkleşmelerin ortadan kaldırılmasının  güç olduğu bilinmelidir.
Renklendirici ajanın cinsi ve hekimin uyguladığı teknik prognozu etkiler. Başarılı sonuç alınan bazı ağartma vakalarında birkaç gün içinde renklenmenin tekrarlayabildiği saptanmıştır. Bunun belirgin bir nedeni bulunamamıştır. Bununla birlikte ağartma işleminde permeabilitenin  artmasıyla tükürük pigmentlerini mine yoluyla içeri girmesinin sebep olabileceği ileri sürülmüştür. 
Dişhekimi Kontrolünde Evde Yapılan Beyazlatma İşlemi Nedir?
İlk defa 1989 yılında uygulanmaya başlanan evde yapılan beyazlatma işlemi maliyetinin ucuz olması, hasta ve hekim açısından daha güvenilir olması gibi avantajlara sahiptir. Bu sistem, muayenehanede yapılan beyazlatma işlemi ile aynı endikasyonlara sahiptir. Karbamit peroksidin %10’luk konsantrasyonunun kullanımı, “gece koruyuculu vital beyazlatma” olarak da bilinen vital beyazlatmanın standart teknik haline gelmesine neden olmuştur. Bu teknikte (home bleaching - evde beyazlatma tekniği), diş hekiminin belirlediği konsantrasyonda beyazlatma ürünü uygulanıp sonuçlar diş hekimince belirlenirken, hastanın beyazlatma plağını evde kullanmasına izin verilir. Bu yöntemde beyazlatma işlemi daha yavaş olduğundan geri dönüşümü de daha uzun zaman alır ve bu durum muayenehanede yapılan beyazlatma işlemine göre bir avantaj sayılabilir.
Muayenehanede Yapılan Beyazlatma İşlemi nedir?
Muayenehanede yapılan beyazlatma işlemindeki hidrojen peroksit konsantrasyonu (%30–35), evde yapılan beyazlatma ajanında kullanılandan fazladır. Bu nedenle muayenehanede yapılan beyazlatmada, materyal dişe daha hızlı penetre olabilir. Muayenehanede yapılan beyazlatmada etkili sonuç elde etmek için, ışık kullanılarak veya kullanmayarak her bir seans ortalama 45 dakika sürecek şekilde, 2–6 seans gerekmektedir.
 
Ayrıca duyarlılık meydana gelmemesi için seanslar birer hafta arayla olmalıdır. Ancak bazen, renklenmenin sebebine bağlı olarak tek seansta tatmin edici sonuç elde edilebilir. Hidrojen peroksidin dokular üzerine kostik etkisi vardır. Her seansta lastik örtü uygulanması ile yumuşak dokular korunmalıdır. Dişetleri lastik örtü ile izole edilmediği takdirde doku yanıkları meydana gelebilir. Ayrıca hidrojen peroksidin pulpaya penetrasyonu mümkündür. Ancak uzun süre içerisinde pulpal reaksiyon oluşturmaz.
 
Hızlı ve güvenilir ışık kaynaklarının kullanılmaya başlaması ile klinikte kullanılan beyazlatma tedavileri daha güncel hale gelmiştir. Günü-müzde, peroksitler bir enerji kaynağı ile aktive edilerek klinikte kullanılmaktadır. Bu amaçla argon, karbondioksit ve diyot lazerler, plazma ark lambalar, kuartz halojen lambalar ve kızıl-ötesi lambalar kullanılmaktadır.
 
Beyazlatma uygulamalarının ilk yıllarda, yüksek yoğunluktaki ışık, hidrojen peroksit kullanılarak yapılan beyazlatma işlemini hızlandırmak için kullanılmıştır. Zaman içinde klinik sonuçlara da bakıldığında, lazerler ve yüksek yoğunluktaki ışıklar, bazı araştırmalarda yan etkiler açısından olumsuz sonuçlar göstermiştir. Ancak buna rağmen muayenehanede yapılan beyazlatma uygulamalarında, bu materyaller bazı araştırıcılar tarafından önerilmektedir.
 
Son dönemlerde sıklıkla kullanılan Power bleaching işlemi %15 ile %40 arasında değişen yüksek hidrojen peroksit konsantrasyonları ile muayenehanelerde uygulanmaktadır.
Dişhekimi Kontrolü Olmadan Yapılan Beyazlatma İşlemleri Nedir?
Hekimler tarafından uygulanan ve mali yükü fazla olan tedavilere alternatif olarak eczane veya marketlerde birçok beyazlatma ürünü piyasaya sürülmüştür. Diş macunu, vernik veya sakız içerisine konulan beyazlatıcı maddeler ile yapılan çalışmalarda bazılarının çok etkili olduğu gösterilmiştir. Yakın zamanda diğer beyazlatma sistemlerine alternatif olarak beyazlatma jelinin uygulanması için bantlardan (strip) faydalanılmaktadır. Bu beyazlatma sisteminde esnek polietilen bantlar, yüzeylerinde homojen olarak dağılmış 150-200 mg kadar beyazlatıcı jel ile kaplıdırlar. Hidrojen peroksit konsantrasyonu %5,3 ila %6,5 arasında değişmektedir ve hastaların bu sistemi 14 gün boyunca günde 2 kez 30 dakikalık süreler ile kullanmaları önerilmektedir. Beyazlatma bantları (stripleri) plak uygulaması gerektirmemeleri, uygun dozun kendiliğinden ayarlanması, tek kullanımlık olmaları gibi bazı avantajlara sahiptir.
Diş Beyazlatılmasının Endikasyonları Nedir?
Çay ve kahve gibi kromojenik yiyecekler ile oluşan renklenmeye, nikotin renklenmesine, tetrasiklin gibi ilaç renklenmesi olan dişlere, travmaya bağlı oluşan renklenmeye, florozise bağlı renklenmelere beyazlatma yapılabilir.
 
Tetrasiklin renklenmeleri beyazlatma tedavilerine en zor yanıt veren olgulardır. Bu tür renklenme dişlerin formasyonu esnasında genç yaşlarda ilaç alınımına bağlı olarak görülür. Tetrasiklin renklenmesinde beyazlatma uygulamalarının bir kaç ay gibi uzun süre yapıldığı bildirilmiştir.
 
Renklenmeler estetiği baskıladığında, hekimin anterior restorasyonu (porselen laminat vener) gerçekleştirmesinden önce beyazlatma tedavisinin yapılması tavsiye edilmektedir.
Diş Beyazlatılmasının Kontrendikasyonları nelerdir?
Beyazlatmanın kontrendikasyonları genellikle hastanın mevcut durumu ile ilgilidir. Porselen ve kompozit gibi diş rengindeki restorasyonları içeren mevcut kuronlar beyazlatma ile renk değişikliği göstermezler.
 
Beyazlatma doğal dişleri etkiler ve bu işlemden mevcut restorasyonlar etkilenmediğinden renk uyumu sağlanması hastaya çok büyük maliyet getirebilir.  
 
Şiddetli tetrasiklin renklenmesi kontrendikasyon olarak sayılmaz, ancak bu renklenmeler özellikle gingival 1/3’te yer aldıklarında, koyu gri ve mavi renkte olduklarından dolayı zor beyazlarlar.  
 
Böyle olgularda hastalar bu duruma karşı bilgilendirilmelidir. Hamileliğin beyazlatma açısından direk kontrendikasyonu olduğu bildirilmemekle birlikte tavsiye de edilmemektedir.  
 
Ayrıca beyazlatma solüsyonu oluşabilecek gebelik gingivitisini şiddetlendirebilir.
Diş Beyazlatma Tedavisinin Yan Etkileri Nelerdir?
Diş hassasiyeti karbamit peroksit ile yapılan beyazlatmanın en sık görülen yan etkisidir.  
 
Beyazlatmaya bağlı oluşan duyarlılık aktif veya pasif olarak tedavi edilebilir. Bazı durumlarda tedaviye bir kaç gün ara vermek duyarlılığın önlenmesinde etkili olabilir. Aktif olarak duyarlılığı tedavi etmek florürler veya duyarlılığı önleyici diş macunları ile olur. Florür esas olarak dentin kanallarını tıkar ve hassasiyete neden olacak sıvı akışını yavaşlatır.   
 
Beyazlatma uygulamalarında karşılaşılabilecek başka bir yan etki ise gingival iritasyonlardır. Taşıyıcıların sebep olduğu mekanik iritasyonun yanı sıra beyazlatma ajanları yumuşak dokularda da kimyasal iritasyona yol açabilir.   Gingival iritasyonlara yapışık dişetindeki kesiklerin neden olabileceği, bu sebeple taşıyıcıların uygulanmasından önce diş fırçalama işlemlerinin sert bir şekilde yapılmaması önerilmektedir.   
 
Şeffaf plakta beyazlatma ajanının yerleştirilmesi için yer bırakmaya izin verecek şekilde rezervuar (hazne) kullanımı sıklıkla tercih edilen bir durumdur.   
 
Beyazlatma ajanı plağın içine düzgün doldurul-mazsa, etkinliği azalabilir. Uyumlu olmayan plak ile hastada temporo-mandibüler eklem sorunları, oklüzal problemler, hatta ortodontik diş hareketleri meydana gelebilir.     
 
Evde yapılan beyazlatma işleminde ilk önce üst çene, daha sonra alt çenenin beyazlatılması önerilmektedir. Bu şekilde taşıyıcının aynı anda kullanılmasının neden olacağı okluzyon problemleri de önlenmiş olmaktadır.   
 
Aynı zamanda dişhekimlerinin,ürünlerin kalitesini ve raf ömrünü kontrol etmesi gerekir.   
 
Beyazlatma ajanlarının diş sert dokusu üzerine etkisi oldukça önemlidir.   
 
Bugünkü bilgilere dayanarak %10 karbamid peroksit ile dişhekiminin gözetiminde evde yapılan beyazlatma işlemi kanserojen risk taşımamaktadır ve minede geri dönüşümü olmayan etkiye neden olmamaktadır.   
 
Diş beyazlatma uygulamalarında, hastayı memnun edecek bir şekilde estetik başarı amaçlanmalıdır. Bu başarı için de hastanın işbirliği oldukça önemlidir. Beyazlatma uygulaması kesinlikle hekim kontrolünde ve kurallara uygun bir şekilde yapılmalıdır. Dişlerin doğal rengi tespit edilmeli, hastanın beklentisi de göz önünde bulundurularak endikasyonuna göre uygun tedavi hekim tarafından belirlenmelidir.